Ne yazıldıysa okundu. Ama bazı mektuplar, hiç yazılmadan kaldı… Eskitilmiş zarflar, solmuş kâğıtlar, sessiz satırlar… Geçmişe ait sandığımız o izler, aslında, içimizde hiç dinmemiş bir sesi fısıldar sadece. İran’ın devrim yıllarına tanıklık eden bir ailenin hatıraları, aşkları, korkuları ve umutları, bir mektubun açılmaması üzerinden derin bir sükunetle anlatılıyor. Çünkü bazen, susmak da bir mektup yazmak kadar güçlüdür. Bazı mektuplar, açıldığında yalnız geçmişi değil, insanın içinde yıllarca susmuş bir sesi de uyandırır.